Düğünlerimiz

Köyümüzde genel olarak kız, erkek birbirlerini görüp sever anlaşır öyle evlenmeye karar verirler. Ve bu isteklerini ailelerine bildirirler öncelikle erkek tarafı kız tarafına giderek ağız yoklarlar, karşı taraftan olumlu sinyal alınmışsa daha kalabalık bir aile grubuyla tekrar kız evine giderler ve bu işi resmiyete dökmek için bir gün tayin ederler bizim oraların tabiriyle Allahın emrini yerine getirip söz yüzüğünü takarlar ve bu iş tatlı başladı tatlı bitsin diye söz şerbeti içerler. Düğün için aileler genelde işlerin yoğun olmadığı bir zaman( bu zaman genelde ilkbahar veya sonbahar olur) belirlerler.

Düğün tarihi yaklaştığı zaman damat tarafı ve kız tarafı ayrı ayrı köylüyü danışlığa çağırırlar (Danışlık: köyün dışından gelen misafirlerin ağırlanması ve uygun konakların seçimi için yapılan toplantı.)danışlık toplantısında ayriyeten Dermalçı olacak iki kişi tayin edilir.(Dermalçı: erkek tarafından düğün yemeği için ayrılan hayvanların kesilmesi ve misafir ağırlayan konaklara taksimi yapacak kişiler.) Düğünlerimiz Cuma günü öğleden sonra davul zurnacının gelmesiyle başlar.ilkgün gece yarısına kadar davul zurna eşliğinde eğlenilir halaylar çekilir masalar kurulur silahlar atılır sabaha kadar eğlenilirdi ! ertesi gün yengelerin eşliğinde gelin kınasını yakmak için kız tarafına gidilir konaklara taksimatlar yapılır davul zurna  eşliğinde halaylar çekilir.akşam olunca davul zurna konakları tek tek dolaşarak nöbet çalar ve bahşişini alıp diğer konağa gider bu arada damadın Musahibi konakları tek tek dolaşarak eksikleri varmı misafirler iyi ağırlanıyor mu diye kontrol eder.yengeler gelin kınasını yaparlar geç saatlerde yatılır sabah erken kalkılır kahvaltıdan sonra gelinin çeyizi tek tek sayılıp listelenir ve çeyiz duası verilerek yüklenir. Tabii bu arada gelinin sandığının üstüne ufak kardeşi oturur ve bahşişini ister gelin evden çıkarılırken bu arada zurnacı bütün maharetini gösterip en acıklı havaları çalarken gelinde babasının veya erkek kardeşinin eşliğinde ata bindirilir, gelin ata bindirildikten sonra uğursuzluk olmasın diye her ne varsa burada kalsın diye gelinin bindiği atın üzengi sinde bardak kırılır.

Atın üstünde dik oturması ve düşmeden damat evine gitmesi makbul karşılanır. Arkasındanda yengeler ata binerler ve uzun bir konvoy halinde yengelerin arasında damat evine doğru yola çıkılır. Davul zurna eşliğinde halaylar çekilerek damat evine gelindiğinde gelin attan inmeden bacanın üstüne içinde çerez ve elma olan tabağı önce musahip gelinin üzerinde üç sefer çevirir daha sonra damada verir ve damat ta üç sefer çevirerek elmayı aşağı atar musahipte çerezleri atar ve en yakında olan eve kaçarlar gelin attan aşağı yine inmez nazlanır bahşişini ister damadın annesi veya babası işte falancı tarlayı verdim veya falancı ineği verdim der ondan sonra gelin attan iner evin eşiğinden içeri girerken gelinin üzerine bolluk ve bereket olsun diye buğday atılır. daha sonra gelin kendisi için hazırlanan perdenin arkasında dinlenirken, damat ve sağdıç, ı kaçtıkları evde geleneklere göre kendilerini ziyaret edenlere ikramda bulunur ve saygı çerçevesinde ayağa kalkılır gelen misafir otur demedikçe oturulmaz. Bu arada davul zurna eşliğinde damat gelinin yanına getirilir ve sırtına hafif vurularak içeri girer.

Geleneklerimize göre yeni gelin kayınpeder ve kaynanasının yanında yüksek sesle konuşmaz taaki izin verilene kadar. Evlendikten bir hafta on gün sonra damadın Annesi ve babası kız tarafını nezaketen ziyaret ederler. Daha sonrada gelinin annesi ve babası hediyelerle kızlarını ve damatlarını ziyaret ederler (kızın görmene) iki üç gün onların misafiri olurlar daha sonra damat ve kızlarını da alıp kendi evlerine götürürler, yani yolunu açarlar damatla gelin bir hafta on gün gelinin anne ve babasının evinde kalırlar ve kendi evlerine dönerler. Evliliğin ilk altı ayla bir yıllık zamanında kızın babası kızını Zeyi (ağır misafir) olarak at sırtında baba ocağında ağırlarlar tabii bu arada gelin kebap ve börekler pişirerek yanına gelenlere ikramda bulunur, hemen hemen tüm köylüde özel ve güzel yemekler pişirerek  gelini yemeğe davet ederler.işte toplumun değerleri burada kendini hissettiriyor insana verilen değer bizlere düşen tüm bu güzel gelenekleri yaşatmak...

Hazırlayan : Şenel ÖZEL